Sosyal medya paylaşımları için kritik uyarı:

Akdeniz Üniversitesi’nden Dr. Mustafa Akbayır, özellikle afet, kriz ve sıcak gelişme dönemlerinde sosyal medyada hızla yayılan teyit edilmemiş bilgilerin toplumsal panik ve korkuyu tetiklediğini belirterek vatandaşları uyardı. Gelişen teknolojiyle birlikte yaygınlaşan “vatandaş gazeteciliği” kavramının taşıdığı risklere de dikkat çeken Akbayır, kontrolsüz paylaşımların kişisel verilerin ihlaline ve ciddi hukuki yaptırımlara yol açabileceğini vurguladı.

Akdeniz Üniversitesi’nden Dr. Mustafa Akbayır, sıcak olaylar ve afet dönemlerinde sosyal medyada hızla yayılan doğrulanmamış bilgilerin toplumda büyük korku ve paniğe yol açabileceği konusunda uyardı! 

Afet Dönemlerinde Sosyal Medyaya Koşmak Büyük Hata

Dr. Mustafa Akbayır, kriz anlarında bilgiye en hızlı şekilde ulaşma arzusunun insanları doğrudan sosyal medyaya yönlendirdiğini, ancak bunun büyük bir hata olduğunu belirtti. Özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinde yaşanan bilgi kirliliğini hatırlatan Akbayır, dezenformasyonun toplumsal korkuyu nasıl büyüttüğünü şu sözlerle aktardı:
“Afet olayları gerçekleştiği zaman sosyal medyaya insanlar hızlıca koşuyor, bilgileri oradan teyit etmeye, gelişmeleri takip etmeye çalışıyor ama bu ciddi bir hata. 6 Şubat depremlerinde gerçekleşen bilgi kirliliği dolayısıyla insanların korkuya teşvik edildiğini, ciddi bir dezenformasyon üretildiğine hepimiz şahit olmuştuk.”

“Her Görüleni Doğru Kabul Etmeyeceğiz”

Sosyal medyada yayılan her içeriğin kaynak süzgecinden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Akbayır, kullanıcıların mutlaka sorgulayıcı bir yaklaşıma sahip olması gerektiğini söyledi. Bilgi kirliliğiyle mücadelenin bireysel bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Akbayır:

“Her bilgiyi sosyal medyada paylaşıldığında, geniş kitlelere ulaştığında doğru olarak kabul etmeyeceğiz. Öncelikli olarak bunu teyit etmemiz gerekiyor. Bu bilgi hangi kaynaktan ortaya çıkmış diye sorgulamamız gerekiyor.”

Akbayır, ayrıca platformların sunduğu doğrulama araçlarının kullanılmasının ve bilgilerin farklı güvenilir kaynaklarla karşılaştırılmasının önemine dikkat çekti.

Kişisel Veriler ve Özel Hayat Büyük Risk Altında

Dezenformasyonun yanı sıra, kontrolsüz paylaşımların bireylerin özel hayatını da tehdit ettiğini belirten Dr. Akbayır, sosyal medyanın herhangi bir editoryal süzgeç barındırmadığını hatırlattı. Bir kişinin adresinin, kimlik bilgilerinin veya özel görüntülerinin saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşabildiğine dikkat çeken Akbayır, bu tür eylemlerin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında ağır hukuki sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Vatandaş Gazeteciliğinin Beraberinde Getirdiği Tehlikeler

Akıllı telefonların gelişmesiyle her vatandaşın birer haber üreticisine dönüştüğünü kaydeden Akbayır, “vatandaş gazeteciliği” kavramının işlevsel yönleri olsa da etik ve mesleki ilkelerden yoksun yapısı nedeniyle dezenformasyonu körükleyebileceğini söyledi:

“Vatandaş gazeteciliği yürüten arkadaşlarımızın yaptıkları iş değerli, bunu bir kenara atamayız ama diğer taraftan da ürettikleri içeriklerle dezenformasyona sebep olabilirler. Özellikle afet ve kriz dönemlerinde doğrulanmamış görüntülerin paylaşılması insanları yanlış yönlendirebilir ve toplumsal güvenliği tehlikeye sokabilir.”

Medya profesyonellerinin uzun süreli eğitim ve etik ilkelerle bu süreçleri yönettiğini hatırlatan Akbayır, vatandaşları sosyal medyadaki içerikleri paylaşmadan önce bir kez daha düşünmeye ve teyit etmeye davet etti.
Afet dönemlerinde doğru bilgi akışı, siber dezenformasyonla mücadele yöntemleri ve dijital okuryazarlık alanındaki en güncel gelişmelere dair tüm detaylar dürüst ve tarafsız haberciliğin adresi Haber3’te yer almaya devam edecek.